Haber346

Doç. Dr. Dilci: Çocuğunuzun Karnesini Başkasıyla Kıyaslamayın

SİVAS Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuncay Dilci, karnenin çocuğun kişiliği, karakteri veya hayattaki başarısının tek ve yegane ölçüsü olmadığını belirterek, çocukların karnelerinin başkalarıyla kıyaslamanın yanlış olduğunu söyledi. Doç. Dr. Tuncay Dilci, yarın öğrencilerin yaz tatili sürecine gireceğini anımsatarak, karnenin çocukların hayatında başlangıç ve son olmadığını ifade etti. Karnenin […]

Doç. Dr. Dilci: Çocuğunuzun Karnesini Başkasıyla Kıyaslamayın
14 Haziran 2019 - 19:33 'de eklendi.
Reklam

SİVAS Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuncay Dilci, karnenin çocuğun kişiliği, karakteri veya hayattaki başarısının tek ve yegane ölçüsü olmadığını belirterek, çocukların karnelerinin başkalarıyla kıyaslamanın yanlış olduğunu söyledi.

Doç. Dr. Tuncay Dilci, yarın öğrencilerin yaz tatili sürecine gireceğini anımsatarak, karnenin çocukların hayatında başlangıç ve son olmadığını ifade etti. Karnenin çocuğun kişiliği, karakteri veya hayattaki başarısının tek ve yegane ölçüsü olmadığını aktaran Dilci, velilere karne üzerindeki verilerden hareketle çocuğu ezmemeleri ve rencide edici tutum içerisine girmemeleri önerisinde bulundu.

‘ÇOCUĞA SORUMLULUK VERİN’

Çocukların karnelerinin başkalarıyla kıyaslamanın yanlış olduğuna işaret eden Dilci, “Karneyle oluşturulacak baskı başaramayacağı duygusuna doğru bir yönelim oluşturacağı için çocukta bir izdiham, bir çöküntü yaratacaktır. Yaz tatili ve karne sürecinde karneyi bir kenara koyarak gerçek hayatla çocuğu tanıştırmak, buluşturmak gerekir. Bu anlamda başta ev içerisinde rol model olarak ebeveynler çocuklara karşı tutumlarında, söylemlerinde, eğilimlerinde dikkatli davranmalı ve ev içerisinde basit sorumluluk örnekleri verilmeli. Örneğin çocuk, marketten ekmek alma, ev içerisinde temizlik işlerine yardım etme, annenin, babanın herhangi bir isteğini yerine getirme, tertipli ve düzenli olma veya aile geçimine katkıda bulunacak faaliyetlere yönlendirilebilir. Diğer taraftan varsa çocuğun bir esnaf veya bir üretici mekanizma içerisindeki rollerini de geliştirecek tanıştırmalara da yer verilebilir. Yani hayatın gerçekleriyle tanışması için olumlu ve makul bir iklim yaratıldığı hallerde çocuk gerçek hayatın yönlerini tanımalı ve sorumluluk duygusunu üstlenmelidir” dedi.

‘ÇOCUKLARI DİJİTAL NESNELERE EMANET ETMEYİN’

Çocukların organik yaşam biçimlerine yönlendirilmesi gerektiğini anlatan Dilci, ailelerarası ziyarete önem verilmesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:

“Tatil asla ve asla yeni formallenmiş sıkı eğitim sistemi gibi ya da gerçek eğitim sistemindeki eksikliklerin tamamlanması gibi düşünülmemeli. Gerçek manada dinlenmelerine fırsat verecek imkan ve ortamları sağlamalıyız. Bir başka sıkıntı da dijitalleşmenin getirdiği dünyada çocukları asla ve asla dijital nesnelere emanet etmeyelim, onların tekeline bırakmayalım. Çünkü dijitalleşme sıkıntılı bir süreç ve beraberinde çocukların kişilik ve karakter gelişimine, bilinçsel yazılımına olumsuz etkide bulunabilecek içeriklerden oluşmaktadır. Çocuğun yaratıcılık duygusunu ortadan kaldıran dijitalleşme beraberinde fiziksel ve kas sistemindeki olumsuz etkilerin yanısıra hareketsiz yaşamın ve düşüncenin ipotekleşmesiyle beraber çocukları gerçek kimliğinden, gerçek düşünsel dünyasından uzaklaştırmaktadır. Bunun yerine daha doğal, daha insancıl, daha kucaklayıcı sosyal ilişkilerle ve yüz yüze ilişkilerle, organik, otantik yaşam biçimiyle ve geleneksel kültür kodlarımızdaki oyunlarla çocuklarımızı buluşturmak zorundayız.”

Reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Reklam
SON DAKİKA
Reklam
İLGİLİ HABERLER