Haber346

Doç. Dr. Dilci: Dijital Bağımlılık Çocukları Suskunlaştırıyor

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü ve Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı Doç. Dr. Tuncay Dilci, “15 yaş altındaki çocuklarda günlük yarım saatin üzerinde dijital nesnelerle temas, iletişim zorluğu ve şiddete yönlendiriyor. Zamanla da suskunlaştırıyor” dedi. Dijital hayatın insanlar üzerindeki etkileri hakkında araştırma yapan Doç. Dr. Tuncay Dilci, bağımlılığa dönüşen bu olgunun insanlar […]

Doç. Dr. Dilci: Dijital Bağımlılık Çocukları Suskunlaştırıyor
27 Şubat 2019 - 9:54 'de eklendi.
Reklam

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü ve Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı Doç. Dr. Tuncay Dilci, “15 yaş altındaki çocuklarda günlük yarım saatin üzerinde dijital nesnelerle temas, iletişim zorluğu ve şiddete yönlendiriyor. Zamanla da suskunlaştırıyor” dedi.

Dijital hayatın insanlar üzerindeki etkileri hakkında araştırma yapan Doç. Dr. Tuncay Dilci, bağımlılığa dönüşen bu olgunun insanlar üzerinde pek çok olumsuz etkileri olduğunu söyledi. Türkiye’de dijital bağımlılığın yüzde 13 civarında olduğu ve 14-24 yaş arası gençlerde bağımlılık düzeyinin arttığını belirten Dilci, bunun yetişkinlerde de ciddi oranlara ulaştığını söyledi. 

Dijital bağımlılığın sosyal ilişkilere ciddi zararlar verdiğini aktaran Dilci, “Bu durum hem psikolojik sağlık hem de sosyal ilişkilerdeki etkileşimleri olumsuz etkilediği yönünde araştırma sonuçlarına yansıyan bulgularımız mevcuttur. 15 yaş altındaki çocuklarda günlük yarım saatin üzerinde dijital nesnelerle temas söz konusuysa bu durumda çocuklar aşırı hırçınlaşma, geçimsizlik, isyan, başkaldırı, beraberinde sağlıklı sözel limbik sistemdeki duygusal varlığı besleyen kelimelerin azlığından kaynaklı iletişim zorluğu yaşamakta ve şiddete eğilim gösterebilmektedir” dedi.

‘DİJİTAL BAĞIMLILIK SUSKUNLAŞTIRIYOR’

Dijital bağımlılığın çocuklar üzerinde ayrıca suskunluğa neden olduğunu ifade eden Tuncay Dilci şöyle dedi: “Yine bu çocuklarda yalnızlık sendromu dediğimiz kısaca suskunluk sarmalı olarak tanımlayabileceğimiz durum gözlemleniyor. Karşı tarafla bir iletişim kuramadığı için sadece nesnenin ve orada planlanmış kurgulanmış hareketler üzerinden bir düşünce odaklanması söz konusu oluyor. Böylece kendi fikirlerinin önüne geçebilecek ya da yaratıcılık yönünü geliştirebilecek bir durumla karşı karşıya kalmamaktadır. Bu durum çocuğu hem takipçi olma hem de yeni şeyler üretme anlamında bir kısırlığa doğru itmektedir. Kendi içinde yalnızlığa giden, söz varlığındaki eksiklikten kaynaklı iletişimsizlik giderek bu bireyde ‘suskunluk sarmalı’ dediğimiz bir sendromu beslemektedir. Sürekli iç dünyasında internetle ilgili figürleri düşünmektedir. Dolayısıyla gerçek hayattan koptuğu için normal insanlarla iletişim kurmakta güçlük çekmektedir.”

‘İLETİŞİM KURAMAYAN ÇOCUKLARDA İNTİHAR EĞİLİMİ’

Dijital bağımlılığın fiziksel ve ruhsal olarak birçok rahatsızlığa da neden olduğunu belirten Dilci şöyle devam etti: “ABD’de yapılan birçok çalışmada, bu durum kas rahatsızlıkları, kaslarda erime, kemik gelişiminde zafiyet ve aşırı hareketsizlikten dolayı obeziteyi de beraberinde getirmektedir. İletişim kuramayan çocuklarda intihar eğilimleri ve depresyon yoğunluğu da yaşanmaktadır. Özellikle çocukluk dönemi depresyonu akademik başarısını da etkilediği için, sınıf içerisindeki diğer çocuklarla iletişim kurmakta güçlük çekmekte ve uyum sorunu yaşayabilmektedir. Bu da ayrıca güncel yaşamında aile içindeki ilişkilere de olumsuzluğa sebebiyet vermektedir.”

‘AİLELER BİLİNÇLENMELİ’

Dijital bağımlılıkla ilgili çözüm odakları hakkında ailelere önerilerde bulunan Doç. Dr. Tuncay Dilci, “Ailelerde bir yanılgı söz konusudur. ‘Zaten çocuğa sunacağımız bir şey yok, dışarıda oyun oynama ortamlarına götüremiyoruz’ gibi algılarla çocukları evde hapsetme ve beraberinde dijital nesnelere mahkum etme gibi bir yönelim söz konusudur. Oysa geleneksel Anadolu kültüründeki yaşam kodlarına ilişkin aileler bir takım çözümler üretebilirler. Kısaca koşturmaca bir hayat içerisinde çocuklarımıza gereken zamanı ayırmaz, onlarla doğal oyunlar eşliğinde bir etkileşim ve paylaşım yaşatamazsak gelecekte bu çocukları zaten kaybetmiş, hayatlarını ipotek altına almış oluruz. Bunun için sistematik bir şekilde ailelerin bilinçlenmesi gerekmektedir. Çocuklarıyla asla çözümsüz bir durumla karşı karşıya değillerdir. Çocuklarına sınırsız bir şekilde internet yada dijital nesnelerle temas halinde bir gün bıkıp bırakacağını düşünmeleri ciddi bir yanılgıdır. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar gittikçe bağımlılığın genişleyerek, bu çocuklarda tamamen hayattan kopuş, hatta bazı ipotekli uzak mesafelerden internet ya da eş zamanlı çevrimiçi uygulamalarla bu çocukları hipnotik teknik ile intiharın eşiğine getirmektedir. Ayrıca toplumsal büyük olaylarda bir figüran olarak kullanılmaları da söz konusudur” dedi.

Reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Reklam
SON DAKİKA
Reklam
İLGİLİ HABERLER