Haber346

Ahmet Yüksel’in Kaleminden Etiyopya Seyahatnamesi

Etiyopya’ya yolunuz düştü mü hiç? Etiyopya deyim ben, siz Habeşistan anlayın. “Köleler ülkesi” anlamına gelmekte Habeşistan. İslam olanlar için hep iyi çağrışımlar uyandıran topraklar.  Sahabe Bilal, hani ilk ezanı okumuştu, evet onun ülkesi. Hristiyan bir kral vardı Necaşi. Mekkeli Müslümanlara sığınak yapmıştı da ülkesini, vermemişti onları müşriklere. Hem de birkaç kez yaşanmıştı bu sahne. Derken […]

Ahmet Yüksel’in Kaleminden Etiyopya Seyahatnamesi
21 Mayıs 2018 - 11:25 'de eklendi.
Reklam

Etiyopya’ya yolunuz düştü mü hiç? Etiyopya deyim ben, siz Habeşistan anlayın. “Köleler ülkesi” anlamına gelmekte Habeşistan. İslam olanlar için hep iyi çağrışımlar uyandıran topraklar.  Sahabe Bilal, hani ilk ezanı okumuştu, evet onun ülkesi. Hristiyan bir kral vardı Necaşi. Mekkeli Müslümanlara sığınak yapmıştı da ülkesini, vermemişti onları müşriklere. Hem de birkaç kez yaşanmıştı bu sahne. Derken bir Osmanlı eyaleti olmuştu Habeş, Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanatında. Etiyopya adını ise, binlerin başından iki binlerin ortasına kadar o coğrafyada hükümran olan imparatorluktan aldı Habeşistan.

Tarihinin sayfalarını araladıkça daha nice olumlu “çağrı” uyandırmakta ülke, İslam âlemi için. Ama konunun bir de karşı yakası var elbette. Orada hastalık var, güvensizlik var, bilinmezlik var. Ürkerek geldik bu nedenle “Amharca” ve “Oromca” konuşan, daha nice dilde anlaşan insanların ülkesine. Ama ürküntü bilinmezlikten palazlanmış, söylentiden nemalanmış. Kuru olur ya söylenti, ondanmış meğer. Adımladıkça “yirgacheffe” denilen kahvenin insanlığı ilk selamladığı topraklarda ne ürküntü kalıyor üzerinde, ne de kulağında o söylenti.

“Hazır kahve” demişken, daha doğrusu söz kahveden açılmışken “o” anavatanı olmanın itibarını görüyor her zaman Etiyopya’da. Öyle “ver cezve al fincan” yahut “ne kadar Birr o kadar kahve” muhabbeti yok burada. Bir ritüel eşliğinde sarıyor kokusu şu 15 derecenin hep üstünde olan, 30 dereceyi hiç geçmeyen havayı. En evvel yeşil taze otlar serpiştiriliyor olay mahalline, yani pişim alanına. Sonra özenle harlanıyor odun kömüründen bir ateş. Doldur boşaltlar başlıyor ikram sürahisine. Derken ateşin üzerine saçılan o baharatın cânım kokusu, yudumlarken kahveni alıp götürüyor seni Lalibela’nın Kutsal Sandığı’na. Madem Lalibela dedik, şerhini düşelim şehrin. Malumunuz, belki de değil, Etiyopya; Hz. İsa’ya inananların da ilk barınağı olmuş tıpkı Müslümanlar gibi. Öyle olunca ülke kutsallaşmış Hristiyanlar için. Lalibela kenti uğrak bir hac merkezi oluvermiş mesela. Timkat Festivali tertip edilir olmuş orada ve daha nice törenler. İsa’nın vaftiz edilişinin yahut Kutsal Ahit Sandığı’nın taşınışının canlandırılması gibi…

Ürküntü kalmıyor demiştik az evvel, belki biraz mübalağa ettik, insanın olduğu her yerde ürkmeye bir sebep var çünkü. Ama ürküntüler azalıyor tanıdıkça teni siyah, kalbi beyaz insanını Etiyopya’nın. Karnı açmış çocuğunun, vücudu açıkta, yükü fazlaymış kendi ağırlığından Entoto Dağı’ndan ağaç çeken kadının, talihi işsizlikle işlenmiş erkeğinin. Bunları unutturmak, mutlu insan mı görmek istiyorsun Kral II. Menelik’in (1844-1913) şehrinde? Şu “yeni çiçek” anlamına gelen başkent Addis Ababa’da? Öyleyse selam ver ve sadece gülümse! Güller açıyor o zaman yedisinden yetmişine Etiyopyalıların yüzünde. Sanırsın gülüşün yansıyor devasa bir aynada! Ve sormadan edemiyor insan: “Var mıdır acaba, dünyada daha kolay mutlu olabilen insan?”

Hastalık, işsizlik, kıtlık, darbe ve iç savaş… Çok kere teslim olmuş Etiyopya acıdan eğirilmiş bu kavramlara. Çok dalları budanmış bu köklü ağacın, çok insanını yitirmiş o koca çınar. Acının kandan bezeli izlerinden sadece birkaçı öyle capcanlı duruyor başkentte. Kızıl Terör Şehitleri Anıt Müzesi’nde Komünist Derg Rejimi’nin (1974) vahşetine tanıklık ediyor sergilenen işkence alet ve yöntemleri. Diş ve tırnak çeken kerpeten, kör olasın falaka! Yıkılasın cihan!

Lafın kısası “teslimiyet” birçok kelimeyle birçok defa bir araya gelmiş Etiyopya tarihinde. Ama bir kelime var ki ona hiç yüz vermemiş Kral Necaşi’nin torunları. Hani şu, Afrika halklarının hiç sevmediği, ama en aşina olduğu kelimelerden: “sömürü!”. Buralarda öyle çok tanıyan bilen yok kendisini. İlk Müslümanlar için ardına kadar açılan ülke kapıları her defasında şiddetle çarpılmış sömürgecilerin yüzlerine. En büyük övünçleri de, onları diğer Afrika ülkelerinden ayıran da bu. Yok efendim karınları açmış, bedenleri açıkta kalmış, mutsuz ülkenin mutsuz insanlarıymış. Bunların bir önemi var mı zannediyorsunuz Etiyopyalılar için? “Evde yemek bulamayınca anneni değiştiriyor musun ki ülkeni de değiştirebilesin?” diyerek, insan ve ülke arasındaki ilişkiyi tam da sözün bittiği yere terk edip kaçmışlar çoktan.

Hakikaten şaşılası bir çılgınlıkla seviyorlar ülkelerini. Giysi yahut vücutlarının bir yerinde bayraklarını simgeleyen sarı, kırmızı ve yeşil renklerden oluşan bir simge var muhakkak. Dillerindeyse hep o nakarat: Evet şimdi “Ethiopia” şarkısını seslendirmek üzere Teddy Afro’yu sahneye davet ediyoruz! Hülasa, tarihlerinin ihtişamı milli müzikleriyle el ele verip sadece ruhlarının değil, vücutlarının da temel gıdası olmuş, aşil tendonu diğer insanlardan daha uzun olan Etiyopyalıların. Etiyopya, Maratoncular diyarı!

Sahi “tarih” demişken unutmadan ekleyelim Etiyopya bağımsızlığının kısa bir kesinti devresinin olduğunu. O devir cihan ikinci kez harp etmeye hazırlanırken başladı (1936). Etiyopyalılar İtalyanlara değil ama kimyasal silahlara, hardal gazına teslim oldular. İşgal beş yılın ardından sona erdi, bir milyondan bir çeyrek eksik insanın hayatıyla birlikte. Uyan Taranta Babu!

Yaygın inanış, Etiyopyalıların hafızalarından olmasa da takvimlerinden işgal yıllarını sildikleri yönünde. O yüzden birkaç yıl geriden geliyor burada zaman, ama bilmeyenler için. Bir ara bu fakir de inanır gibi oldu o söylenceye, ajanda ve majandalarda görünce 2010 yılını. Kulağa da hoş gelmiyor değil hani. Belki okuyucu da aynı etkiye kapılıp gidiyor, kim bilir. Lakin biraz kurcalayınca aynı neticeyi veriyor “zaman”: Hep bir aldatmacadan ibaret değil mi? Meğer Etiyopyalılar kendilerine özgü İskenderiye takvimini kullanırlarmış, biz güneşin peşine takılıp giderken! Eski Mısır’da olduğu gibi burada bir yılın on üç ayı var. On ikisi otuz, sonuncusu ise beş günden ibaret. Ve bayram! Hem de herkes için. Af edersiniz atlet ve olmaya aday olanlar hariç!

Saatin başına buyruk seyri ise takvime özendiğinden değil. Güneşin hareketiyle alakalı, tıpkı Osmanlılar zamanında olduğu gibi. Gün on ikişer saatlik iki bölümden oluşuyor. Güneş yüzünü gösterince başlıyor akreple yelkovanın koşuşturmacası. Günün ilk saatindesin. Güneş zirvede ve saat altı olmuş demek! Gözden mi kayboluyor güneş? Bir günün daha bitti o zaman. Geceyi selamlama. Gece saatine merhaba de öyleyse. Diyeceğim o ki ne şekilde işlerse işlesin, geçip gidiyor zaman; şairin dediği gibi “günler tepelerden aşağı koşan vahşi atlar misali”.

İnsanlık tarihinin en eski uygarlıklarına ev sahipliği yapmış Etiyopya. Milattan öncelere uzanan tarihi buna kanıt. Kullanılan 81 farklı yerel dil de… Her semavi dinin mensubunu kucaklıyor olması da… Ülke topraklarını paylaşan farklı milletten insanları söylememe gerek var mı? Onu bilmem ama birisinden bahsetmezsem kalemim darılır bana. 3.2 milyon yıllık mazisiyle dünyanın en yaşlı insanı o. Adını Lucy koymuşlar, kendisini de Ulusal Müze’ye. Müze, muhteşem kapısıyla ziyaretçilerini selamlayan Addis Ababa Üniversitesi’nin hemen aşağısında. Üniversite yerleşkesinde “Kralların Kralı, Tanrı’nın Seçilmişi, Süleyman Hanedanı’nın İmparatoru” gibi daha nice unvanı olan son imparator Haile Selassie’nin (1892-1975) sarayı var. Şu sömürgeci beyazlara karşı derisi siyah olan insanlara bir ışık tutan, bin ümit olan imparatorun sarayı… Yaşasın hürriyet!

Sözün özü, Etiyopya bir yamalı bohça, rengârenk bir yelpaze. Tarihin ücra, ama zengin depolarından. Ve insanoğlunun çelik hafızası. Dilerim bir gün yolunuz düşer oraya, belki de yolunuzu düşürürsünüz bir gün Etiyopya’ya…

Esenlikle…

Doç. Dr. Ahmet YÜKSEL

Cumhuriyet Üniversitesi, 

Edebiyat Fakültesi,

Tarih Bölümü

Etiketler :
Reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Reklam
SON DAKİKA
Reklam
İLGİLİ HABERLER