Reklam
Reklamı kapat
Reklam
Reklamı kapat
Haber346
Reklam

Aynı Kaderi Paylaştıkları Aşık Veysel’in İzinden Gidiyorlar

ADIYAMAN’ın Gölbaşı ilçesinde yaşayan görme engelli Kamil (56) ve Nejla Tezerdi (51) çifti, ünlü halk ozanı Aşık Veysel’in izinden gidiyor. Aşık Veysel’i dinleyerek ilham alıp saza, söze başlayan Kamil Tezerdi, bir konser sırasında tanışıp evlendiği kendisi gibi görme engelli 27 yıllık eşiyle birlikte sanatını icra ediyor. Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesine bağlı Savran köyünde yaşayan 2 çocuk […]

Aynı Kaderi Paylaştıkları Aşık Veysel’in İzinden Gidiyorlar
06 Mayıs 2018 - 14:10 'de eklendi.
Reklam

ADIYAMAN’ın Gölbaşı ilçesinde yaşayan görme engelli Kamil (56) ve Nejla Tezerdi (51) çifti, ünlü halk ozanı Aşık Veysel’in izinden gidiyor. Aşık Veysel’i dinleyerek ilham alıp saza, söze başlayan Kamil Tezerdi, bir konser sırasında tanışıp evlendiği kendisi gibi görme engelli 27 yıllık eşiyle birlikte sanatını icra ediyor.
Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesine bağlı Savran köyünde yaşayan 2 çocuk sahibi görme engelli Kamil-Nejla Tezerdi çifti, ünlü halk ozanı Aşık Veysel’i örnek aldı. 3 aylıkken geçirdiği menenjit hastalığı sonucu gözlerini kaybeden Kamil Tezerdi, radyodan dinlediği Aşık Veysel türküleri ile müziğe merak saldı. Aşık Veysel’in de görme engelli olmasına karşın bağlama çalmasını merak eden Tezerdi, 15 yaşındayken onu örnek alarak saz alıp, çalıştı. Kendini geliştirerek hem kendi şiirlerini yazmaya, hem de bunları seslendirmeye başladı. 1989 yılında Şanlıurfa’da düzenlenen bir konserde tanıştığı kendisi gibi görme engelli eşi Nejla Tezerdi ile 2 yıl sonra evlendi. Kendi eserlerini yazıp seslendiren görme engelli çift, birlikte konserlere gidiyor. 27 yıldır evli olan Tezerdi çifti bir süre önce Sivas’ın Suşehri ilçesinde kızları Müzik Öğretmeni Didar Takalak’ın da eğitim verdiği Fen Lisesi’nde Aşık Veysel’i anmak için düzenlenen programa katıldı. Aşık Veysel’in izinden giden Kamil Tezerdi, ‘Aşık Garip’, eşi Nejla Tezerdi ise ‘Aşık Mihrumah Garip’ mahlasını kullanıyor.
‘HAYATIM ÇOK ZORLUKLARLA GEÇTİ’
Küçük yaşta gözlerini kaybettiğini söyleyen Kamil Tezerdi, “Annem hastalanıp hastaneye yatınca, ben de hastalanmışım. Ama benim hasta olduğumu kimse anlamamış. Menenjit hastalığı geçirmişim. Bunu doktorlar sonradan tespit etmişler. Gözümün sinir damarlarını yok etmiş. Daha sonra kendimi bildim bileli görmüyorum. Müzikle uğraşmaya başladım. Eskiden plakları dinlerdim. Bir plağı dinlerdim ve kapatırdı komşular derlerdi ki; ‘hadi Kamil sen söyle.’ Bir defa dinleyince onu hemen ezberlerdim. Hayatım çok zorluklarla geçti. Sonra 15 yaşında bir saz alabildik. Sağolsun Ali Yıldız isminde bir usta bana saz hediye etti. Onunla saz çalmaya başladım. Düz çalıyordum, bağlamayı bilmiyordum. Sonra öğretmen bir dayım vardı. O bizim köye öğretmen olarak atanmıştı. O bana bağlamayı birkaç defa gösterdi. Gerisini daha sonra ben kendim öğrendim. Bağlama ile çalıp söylemeye başladım. O zamanlar şiir yazamıyordum. Aşıklık geleneğinde biliyorsunuz, ‘bir yerden dolu alma’ diye bir anlatım vardır. Ben de aynı pirden dolumu aldım. Yazmaya başladım. O günden beri de hayatım devam ediyor” dedi.
‘AŞIK VEYSEL’DEN ÇOK FAYDALANDIM’
Aşık Veysel’i anma programına katılmak için Sivas’a geldiklerini belirten Tezerdi, “29 yaşıma gelince eşim Nejla hanımla evlendim. Aşık Veysel’i anma programına katılmak için geldik. Aşık Veysel babayı küçükken radyolardan dinlerdim. Aşık Veysel’den türküler olacak deyince, tabi o zaman köyde herkeste radyo da bulunmuyordu. Bir komşunun evine gider, hangi saatse o saatte Aşık Veysel’in türkülerini, saat kaç olursa olsun dinlerdim. Ondan çok esinlendim. Çünkü aynı kaderi paylaşıyoruz. Merak ederdim, görmeyen bir insan nasıl bağlama çalar, söyler diye. Sonra tabi biz de alıştık. Ondan çok faydalandım. Onun yürüdüğü izden yürümeye çalıştım. Hala da onu gönlümde yaşatmaya çalışıyorum” diye konuştu.
‘AŞIK VEYSEL BİZİM KADER ARKADAŞIMIZ’
Küçük yaşta müziğe başladığını söyleyen Nejla Tezerdi ise, “Biz Aşık Dertli Divane sayesinde evlendik. O bizim manevi babamız oldu. Ben de küçük yaşta müziğe başladım. Çok dinlerdim müziği. Radyoyu çok dinlerdim. Ben hiçbir eğitim almadım. Radyo dinleyerek kendimi yetiştirdim. Radyo benim bir vazgeçilmezimdi. Müzik benim bir vazgeçilmezimdi. Hala da öyle. Daha sonra belli bir yaşa geldikten sonra görme engelliler derneğinde çalıştım. Sonra da eşimle tanışıp, evlendim. Eşimle konserlere gidiyoruz. Ozanlık bende sonradan gelişti. Önce sanat müziğine çok meyilliydim. Sanat müziği okurdum. Ben de anadan doğma görme engelliyim. Aşık Veysel’e hayranlığım vardı. Bütün aşıkları severdim, ama Aşık Veysel kader arkadaşımız olduğu için biraz daha beni kendine doğru çekmişti. Türkülerinden ilham alırdım. Kendi kendime ‘Ben neden Aşık Veysel gibi olmayayım’ diye düşünürdüm. Kadın olmam onun gibi olmama engel değil diye düşünürdüm. Onu örnek alırdım. Çocukluğumuz onun türküleriyle geçti. Başka ozanları da dinlerdik ama Aşık Veysel bizim önceliğimiz olurdu. Onu da saygıyla anıyorum” diye konuştu.

 

Etiketler :
Reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Reklam
SON DAKİKA
Reklam
İLGİLİ HABERLER