Minik Yiğidoların Hayali Gerçek Oldu

Minik Yiğidoların Hayali Gerçek Oldu

Sivas’ta TYP Kapsamında Bin 690 Kişi İşe Alınacak

Sivas’ta TYP Kapsamında Bin 690 Kişi İşe Alınacak

Başkan Öztürk, Çalışmaları Yerinde İnceledi

Başkan Öztürk, Çalışmaları Yerinde İnceledi

Başkan Aydın, Kadınların Gün Davetini Geri Çevirmedi

Başkan Aydın, Kadınların Gün Davetini Geri Çevirmedi

Sivas Belediyesi Asfalt Sezonunu Açtı

Sivas Belediyesi Asfalt Sezonunu Açtı

GİZLİ MUTASYON
GİZLİ MUTASYON

Mutasyon kelimesi, bir bilim kurgu filminden ya da biyologlardan duyduğumuzda şaşırmayacağımız bir terim. Bir çaycı, kasap, bakkal veya bankacı bu kelimeyi telaffuz ettiğinde onlara garip bakışlarla bakakalırız. Ancak son zamanlarda ‘Gizli Mutasyon’ olarak nitelediğim köklü değişim, tam da üzerinde duracağım ve oldukça aşina olduğumuz konunun ana başlığı aslında. Önce mutasyonun sözlük anlamına bakalım. Fransızca kökenli mutasyon, tek kelime ile ‘değişinim’ anlamını taşıyor. Biyolojik olarak ele aldığımızda ise kalıtsal özelliklerin dış etkenlere bağlı olarak değişmesi şeklinde özetleyebiliriz. Merak etmeyin, sizi öğrencilik yıllarınıza götürme gibi bir niyetim yok. Aksine, size bulunduğunuz anı, şimdiki zamanı tekrar yaşatmak ve geçmişte karşılaştığınız şeyin aslında bir mutasyon olduğunu hatırlatacağım. Değişim sadece fiziksel olmuyor, ruhsal olarak da canlılar tamamen ya da lokal olarak farklılıklar edinebiliyor. Örneğin bir köpeğe sadece süt verirseniz oldukça uysal ve sadık bir hayvan olacaktır zamanla. Ama sürekli acı ile harmanlanmış et verirseniz yırtıcı ve asi bir huy kazanacaktır. Örnekte bir hayvandan bahsettik evet ama konumuz insan olacak. Haydi, bu örneği insana yorumlayalım. Denek bir insan, verdiğimiz şeyler de et ve süt değil; değer, makam, para, şan, şöhret olsun. Etrafınıza baktığınızda bazı ‘insanların’ bu kavramlar karşısında hızla değişim gösterdiğini göreceksiniz. Vücudun verdiği bu tepkiye de mutasyon diyelim. Peki, deneydeki insan kısa sürede verdiklerinizin rehavetine kapılıp kendinden geçtiğinde deney başarılı olur mu sizce? Bence başarılı olur. Çünkü merak ettiğimiz cevabı aldık, insanın değişime uğrayıp uğramayacağını gördük ve öğrendik. Peki, ya insan değişse ve bunu bize tepkisiyle belli etmese? İşte tam da burada ‘Gizli Mutasyon’ olarak tanımladığım kavram giriyor devreye. En büyük tehlike; bilmediğimiz tehlikedir. Bizler farkında olmadan gizli mutasyona uğramış insanlarla arkadaşlık eder, samimi olur ve hatta her şeyimizi paylaşır hale geliriz. En tehlikelisi de budur ya zaten. Bir işe başlarsınız; yarım bırakır, birlikte yola çıkarsınız; yolda koyar, güvenirsiniz; fırsatını bulunca tekmeyi basar. İnsanlar gönül ehli Hz. Mevlana’nın şiarını iyi kavrayamamış olacak ki, dünyevi değerler için bambaşka birisi oluyor, hatta kişilik kavramını bile unutuyor. Mevlana der ki: Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok. İşte biz de elbisenin içinde olmayan o şeyden ‘insan’dan bahsediyoruz. Pamuk ipliğine bağlı olan bir hayata sahip olduklarını unutarak yaşayan, yaşarken kutsal kavramları hiçe sayan insan! Kutsal kavramlar dedim evet. Sizce nedir kutsal olan şeyler? Sayalım; karakter, onur, ar, şeref, haysiyet, kişilik… Liste uzadıkça uzuyor. Saymaya bile zamanımız yetmeyen kutsallar aslında her şey. İnsanlar bu kutsalları terk ederek özünde her şeylerini yitiriyor. Bizler doğar, büyür ve ölürüz. Peki, insanlar neden doğar? Bu konu süslü püslü cümlelerle kısa kısa yazılacak kadar sığ değil, çok derin bir konu. Her neyse, sorumuza dönelim. İnsan doğduğu andan itibaren bir kişidir artık. Kişilik kazanır yani. Daha sonra bunu kaybetmek de geliştirmek de onun elindedir. Doğumdan sonra kazanılan diğer kutsal değer de haysiyettir. Yani; saygınlık, onur. Bunlar zamanla kazanılabilir evet ama zamanla kaybetmeyi başaranlar da ciddi bir oranda yeryüzünde, yanı başımızda. Kutsalları terk edip değişim içine girenler başta söylediğimiz mutasyonun kurbanıdırlar. Değiştiğinin farkında olmayanlar bu bataklıktan asla kurtulamayacak olanlardır. Ancak mutasyonun bedeninde ve ruhunda kan gibi kol gezdiğinin farkında olanlar, bir ihtimal çevresel etkenlerle sıyrılabilir bu bataklıktan. Yazdıklarım size sıkıcı geldiğinde istediğimi başarmak üzere olduğumu anlarım. Çünkü her insan kendinde veya yanında var olan şeyi tekrar duymak istemez. Farklı bilgilere açtır aslında bireyler. Ama yazının başında ifade ettiğim gibi, size şimdiki zamanı tekrar yaşatacağım. Duymak istemediğiniz her şeyi haykıracağım kulaklarınıza. Değişim her zaman iyi bir şey değildir. Eğer iyiye gidiyorsa, bu değişimden ziyade devrimdir. İnsan kendinde büyük çaplı devrimler yapmalıdır aslında evet ama bu onu köklü şekilde değiştirmemeli, yani başkası olmamalı insan. Adın Ahmet ise Ahmet’tir. Beğenmez, değiştirmek istersen eğer, yasal prosedürler dağ gibi yığılır karşına. Vazgeçmez devam edersen inadına, sorarlar sana sebebini. Varsa makul bir cevabın, bir bakmışsın Tankut olmuşsun. Ahmet geride, geçmişte kaldı. Yani sana artık başka bir isimle seslenecekler. Bu sadece isim değişikliği. Ya değişen huylara, davranışlara da bir isim konacak olursa? Ne denirdi sizce bu değişikliği tercih edenlere? Yok yok argo kullanmayın. Zaten şu an kullanılan kelimeler karşılıyor o anlamları. İnsanda eksikliği hissedilen o kelimenin sonuna olumsuzluk ekini yerleştirelim haydi. Mesela şeref. Şereften yoksun anlamı taşıyan ‘şerefsiz’ kelimesi argo, çirkin ve hakaret içerir. Örnekleri çoğaltalım; onur-suz, namus-suz, haysiyet-siz vb. Bunların hepsi kullanmak istemediğimiz çirkin ifadeler. Bize de bu lazım zaten. Var olduklarında insana değer katan, olmadıklarında ya da eksildiklerinde insanı yerle bir eden kavramlara sahip olduğunu unutmamalı insan. Mutasyon geçirmek isterse bir beden; cerrahi operasyon şart. Ruhsal bir değişim varsa niyette; devreye dünyayı birbirine katan şeyin girmesi gerekiyor. Yıllarca sahip olmak için didinilen, uğruna nice canlara kıyılan, sadece olmadığında değil, olduğunda bile kimi zaman mutsuzluk veren şey… Para… Evet, para mutasyonun virüsü. Mikropları da, beraberinde getirdiği her şey. Bağışıklık kazanmalı insan para virüsüne karşı. Panzehirler, zehirden yapılır bazen. Belki para illetinin ilacı da kendisidir değil mi? Onun getirdiği şeylerdir. Mikroplara karşı bağışıklık gerekir vücudun hasta olmaması için. Yani önce onları alalım bünyeye, sonra korunuruz tüm olumsuzluklara karşı. Biraz önce ifade ettiğim gibi mikroplar kutsal saydığımız şeyler aslında. Doğuştan ve sonradan kazandıklarımız. Yani biz değerlerimize sahip çıkarsak eğer, çıkmayız yoldan. Bedenimiz de ruhumuz da kalır aynı şekilde. Metnin başına iliştirdiğim gibi gizli mutasyona uğramaz hiçbir şey. “Yeni doğmuş bir bebek gibi masum” derler ya hep, işte öyle temiz oluverir ruhunuz. Heyecanına kapılıp sürüklendiğiniz o dere kuruduğunda anlarsınız tüm bu olan biteni. Sizi ve ruhunuzu saran ego tatmini her şey, aslında gelip geçici. Arkanızı dönüp baktığınızda muhtemelen çok geç olacak. İyisi mi ‘Sen Sen Ol, Sen Ol’.

  • Etiketler
  • Yorumla
Anketler

24 Haziran Seçimlerinde kimleri Milletvekili Adayı olarak görmek istersiniz?

Sonuçları Göster

Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz